FORMULA 1

Leclerc, 2000’den bu yana en iyi sezon başlangıcı yapan Ferrari pilotu oldu

Ferrari ile sezona bomba gibi bir başlangıç yapan Charles Leclerc, ilk 3 yarışın ardından en yakın rakibiyle “puan farkı açısından” 2000’den bu yana en iyi başlangıç yapan Ferrari pilotu oldu.

eni kuralların hayata geçtiği 2022 Formula 1 sezonunda artık güç dengeleri yavaş yavaş şekillenmeye başladı. 2014’te başlayan turbo hibrit döneme Mercedes öylesi bir damga vurmuştu ki, 2022’deki yeni kurallar öncesinde kimse neler olacağından, Mercedes’in gerçekten yenilebileceğinden emin değildi.

Dile kolay, Mercedes 2014 – 2021 arasında mümkün olan 16 şampiyonluğun (pilotlar ve takımlar) 15’ini kazandı ve neredeyse 16’da 16 yapacaktı. Bu öyle muazzam bir başarı ki insan ister istemez öğrenilmiş çaresizlik yaşıyor ve Mercedes’in hiçbir zaman yenilmeyeceği hissiyatına kapılıyor.

Bu düşünceyi ilk kırmayı başaran taraf 2021’de pilotlar şampiyonluğunu kazanan ve takımlar şampiyonluğu için zorlayan Red Bull ve Max Verstappen olmuştu. Mercedes 2021’de sezona zorlu başlangıç yapsa da performans olarak neredeyse Red Bull’la aynı seviyedeydi, ikinci yarıda tempoyu daha da arttırdı ve şampiyon olmayı başardı.

2022 Formula 1 sezonu, zemin etkili yeni araçlarla aerodinamik açıdan sıfırlandı, bütçe sınırı ve aerodinamik gelişim kısıtlamaları gibi kurallar hayata geçti. 2021’deki Mercedes – Red Bull mücadelesinde Mercedes’in aracını pek geliştirmediği ve 2022 sezonuna odaklandığı, Red Bull’un ise tam tersi şampiyonluk fırsatını kullanmak için son ana kadar aracını geliştirdiği ve 2022 aracının gelişiminden ödün verdiği düşünülüyordu. Diğer taraftan son senelerde yaşadığı çöküşün ardından Ferrari’nin tüm kaynaklarını 2022’ye aktardığı bilinen bir gerçekti.

Kış testlerinde Ferrari’nin güçlü olduğu yönünde düşünceler olsa da, daha önceki “Ferrari’nin test şampiyonu olduğu” dönemler akıllara geldi ve herkes temkinli yaklaştı. Taraftarlar, basın, hatta Ferrari ekibi hep temkinli açıklamalar yaptılar. 

Ferrari F1-75

Diğer taraftan Mercedes, Bahreyn testlerine getirdiği sıfır sidepod tasarımıyla “WOW” etkisi yarattı ve beklentiler bir anda yükseldi. Ancak gerçekler ilk yarış itibariyle ortaya çıkmaya başladı. Ferrari hem hızlı, hem de dayanıklı bir alt yapı kurmuş durumda. F1-75 lansman versiyonuyla hızlı olmasının yanında lastiklerine de iyi bakıyor, pist şartlarına göre çok iyi adapte edilebiliyor ve dahası, 2022 motorunun henüz maksimum güçte kullanılmadığı, dayanıklılıktan emin olundukça daha fazlasının açılacağı düşünülüyor. 

İlk 3 yarışın ardından Ferrari’nin yeni döneme Mercedes’in geçtiğimiz senelerde sahip olduğu rahatlığa benzer bir rahatlıkta başladığını söylersek abartmış olmayız. Ferrari’nin kendi hızının yanında şu an için ana rakibi olarak görülen Red Bull’un yaşadığı sorunlar da takımın rahatlamasına yardımcı olan faktörlerden birisi. Evet Red Bull hızlı ancak lastiklerini Ferrari aracı gibi koruyamıyor. Ayrıca takımın yıldız pilotu Max Verstappen 3 yarışın 2’sini motor ve yakıt sistemi kaynaklı yarıda bırakmak zorunda kaldı ve çok ciddi sayıda puan kaybetti.

Ferrari için olumlu şeylerden bir diğeri ise takımın Monakolu pilotu Charles Leclerc’in mevcut motivasyonu, adanmışlığı ve hızı. Leclerc’in geleceğin yıldızlarından birisi olacağı alt serilerden bu yana bilinen bir şeydi. Monakolu pilot Ferrari’ye geçtikten sonra da deneyimli ve şampiyon takım arkadaşı Sebastian Vettel’in karşısında gösterdiği performansla daha ilk günlerden neler yapabileceğinin işaretlerini vermişti. Hatta o dönemde Leclerc hakkında kaleme almış olduğum bir yazı nedeniyle hem sitede hem de sosyal medyada çok fazla eleştiriye ve hakaretlere maruz kalmıştım. Ancak geldiğimiz nokta, şu ana kadar yaşananlar ve muhtemelen gelecekte yaşanacaklar, o yazıda yazdıklarımı doğrular nitelikte olacak. Leclerc altında rekabet edebileceği bir araç olduğu süre boyunca onun hakkını verecek.

Daha önceden bazı yorumlarımda Ferrari’nin geçtiğimiz senelerdeki düşüşünün ardından takımın hızlı bir araca sahip olsa bile, hem takımın hem de pilotlarının podyum ve galibiyet mücadelesine alışması gerektiğinden bahsetmiştim. Ferrari sadece performans olarak geride kalmamış, operasyonel manada da pek güçlü seneler geçirmemişti. Ancak bu sene ilk 3 yarışta yaşananlara baktığımızda Ferrari’nin hem çok hızlı bir araca sahip olduğunu, hem de operasyonel açıdan her türlü mücadeleye hazır olduğunu görüyoruz. 

Geride kalan 3 yarış, birbirinden tamamen farklı 3 pistte, farklı mücadeleleri öne çıkardı. Takımın bu üç pistte güçlü olmayı başarması, sene boyunca güçlü olacağının bir başka işareti oldu. Bahreyn’de lastiklerin aşırı ısınması engellenirken, Avustralya’da benzer şekilde lastiklerin sıcaklığı korundu ve ayarlarla aşırı aşınmasının önüne geçildi. 

Leclerc ise şu ana kadar kendisine verilen paketle maksimuma yakın sonucu alarak üstüne düşeni fazlasıyla yaptı.

Charles Leclerc, Ferrari

İlk 3 yarışta maksimum kazanılabilecek puan sayısı – 75 puan yarış galibiyeti, 3 hızlı tur puanı – 78’di. Leclerc, Suudi Arabistan’da galibiyeti Max Verstappen’e kaptırdı ancak yine de 3 yarışta da en hızlı turu atarak aradaki kaybı bir miktar telafi etmeyi başardı. Leclerc’in özellikle bu puanlar için özen göstermesi, erken olsa da şampiyonluk mücadelesine ne kadar odaklandığını işaret eden başka bir işaret. Leclerc, Avustralya’da zaten en hızlı tura sahipken ve pist üstünde açık ara en hızlı isimken, sürekli olarak en hızlı turu atmak istediğini söyledi. Ferrari pilotu, işini sağlama aldı ve yine kendisinde olmasına rağmen son turda bir kez daha en hızlı turu attı. Böylece Leclerc Avustralya GP’de pole pozisyonu, galibiyet ve en hızlı tur ile grand slam yaptı. 2011’den beri grand slam yapıp şampiyon olamayan bir pilot yok.

Oldukça uzun bir takvimde şampiyonluk mücadelesini konuşmak için çok erken ancak yine de tüm işaretler “Ferrari için o senenin bu sene olabileceğini” işaret ediyor.

Şampiyonanın ilk 3 yarışının ardından Leclerc 71 puanla lider durumdayken onu 37 puanla Mercedes’ten George Russell, 33 puanla Ferrari’nin diğer pilotu Carlos Sainz takip ediyor. Leclerc’e doğrudan rakip olabileceği düşünülen Lewis Hamilton 28, Verstappen ise 25 puana sahipler. Leclerc bu sayede, en yakın rakibine 34 puan fark atarak puan farkı açısından 2016’da Nico Rosberg’in Hamilton’a 36 puan fark attığı sezonun ardından en iyi sezon başlangıcını yapmış oldu. 2010’dan bu yana uygulanan mevcut puan sistemi içerisinde ilk 3 yarışta bu kadar fark atıldığı başka sezonlar olmadı.

Daha önceki senelere gittiğimizde de ilk 3 yarışta bir yarış galibiyetinden daha fazla (şu an için 25 +1) fark açılması çok nadir oldu. Yarış galibiyetine 10 puan verildiği dönemde de orantısal olarak bu seviyeye ulaşan tek bir sezon vardı, o da 2000 Formula 1 sezonu. Bu konuda uzun bir süre 2000’den beri tüm sezonların ilk 3 yarışını içeren bir tablo hazırlamıştım ancak teknik sorunlar nedeniyle o tablo kayıt olmamış. Ancak kısaca özetlemem gerekirse 2000’de Schumacher 31 – Barrichello 9, 2001 Schumacher 26 – Coulthard 20, 2002’de Schumacher 24 – R. Schumacher 16, 2004’te Schumacher 30 – Barrichello 21’di.

Bu tabloya göre Leclerc, ilk 3 yarışın ardından en yakın rakibiyle  bir yarış galibiyetinden daha fazla puan fark açtı. Bunu en son başaran Ferrari pilotu 2000’de Schumacher olmuştu. Alınan sonuçlar açısından tabii ki çok daha iyi sezon başlangıçları var. Sezon başında art arda 3, 4 ve hatta 5 yarış kazanan pilotlar var. Ancak 2000’den bu yana ilk 3 yarışın ardından Leclerc gibi puan farkını 1 yarış galibiyetinin üzerine taşıyan sadece iki isim vardı (2000 Schumacher, 2016 Rosberg), Leclerc bunu başaran 3., Ferrari’nin ise 2. pilotu oldu.

Sezon uzun, her pilot ya da takım sorun(lar) yaşayacaktır. Araçlar yeni olduğu için gelişim fırsatı yüksek olacak ancak diğer taraftan takımlar bütçe sınırı nedeniyle her bulduğu fikri araca ekleme fırsatına sahip olamayacak, daha seçici olmak zorunda kalacaklar. Takımlar şu ana kadar büyük ölçüde testlerdeki araçları daha iyi tanıyarak, onları daha iyi optimize ederek maksimumu almaya çalıştılar ve sıradaki Imola yarışında Sprint formatı uygulanacağı için muhtemelen mevcut paketlerle devam edecekler.

Mercedes’in henüz dalgalanma sorununu tam olarak anlayamadı ve onu anlayıp durumu iyileştirip performansa odaklanması kısa sürede mümkün olmayacak gibi. Red Bull ise hızlı bir araca sahip olsa da dayanıklılık ve lastik koruma sorunları yaşıyor. İki takımın birbirine yakın olduğu dönemlerde en ufak sıkıntılar dahi büyük dezavantaj getirirken, bu büyük sorunlar Red Bull’a pahalıya mal oluyor. Yaşanan dayanıklılık sorunlarının güç ünitesini ilgilendiren tarafta olması ve motorların gelişiminin dondurulmuş olması, her ne kadar dayanıklılık amaçlı iyileştirmelere izin verilse de Red Bull için pek iyiye işaret değil.

Şu an için her şey Ferrari’nin lehine gibi duruyor. Takım 2004’ten bu yana kendisinin en iyi sezon başlangıcını yaparken, pilotu da benzer şekilde 2000’den beri en iyi sezon başlangıcı yapan Ferrari pilotu konumunda. Ferrari önüne çıkan bu fırsatı bu sene değerlendiremezse, gelecek seneler o kadar da kolay olmayabilir çünkü 2014’te Mercedes’in dominant bir şekilde başladığı bir önceki dönemde, karşısında ciddi bir rakip yoktu. O dönemde Mercedes için en yakın rakip ancak 2017’de Ferrari olmuştu ancak Ferrari’nin o sene tam manasıyla rakip olduğunu söylemek de doğru olmaz. Şimdi ise Red Bull, dayanıklılık sorunlarını saymazsak Ferrari’nin çok gerisinde değil, Mercedes’in hızını ise dalgalanma sorunu maskeliyor.

Bu iki takım sorunlarını aştığında, biz Formula 1 severleri oldukça yakın üç takımın heyecan dolu mücadelesi bekliyor olacak.

İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu

Yapım Aşamasında

Tüm sistemimizi son teknoloji ile yeniliyoruz, çok yakın bir zamanda yeniden yayındayız!

Kısa Bir Mola...

This will close in 0 seconds